Sahibi tarafından sevilmeyen, sık sık azarlanan ve çoğu kez aç bırakılan bir çoban köpeği varmış.
Sahibinin yaptıklarına dayanamayan çoban köpeği evi terk etmiş.
Bir süre yolda yürümüş. Yolda onu gören kırlangıç yanına yaklaşmış.
“Sevgili kardeşim. Neden bu denli üzgünsün? Başına bir şey mi geldi?” demiş.
Çoban köpeği:
“Karnım aç. Yiyecek hiçbir şeyim yok. Üstelik sahibimi terk ettim.” demiş.
Kırlangıç:
“Benimle kente gelirsen karnını doyuracak bir şeyler bulurum.” demiş.
Çoban köpeği öneriyi benimsemiş. Birlikte kente gitmişler. Kentte tur atıp bir kasap dükkânının önünde durmuşlar. Kırlangıç, çoban köpeğine:
“Sen burada beni bekle. Ben kasap dükkânından içeri girip sana bir parça et getiririm.” demiş.
Çoban köpeği, kasap dükkânının önünde beklemiş. Kırlangıç, kasap dükkânından içeriye girip tezgahtan bir parça et alıp dışarı çıkmış. Zaman kaybetmeden, bir parça eti çoban köpeğine vermiş. Çoban köpeği et parçasını bir köşeye götürüp afiyetle yemiş.
Serçe: (masalda bu karışıklığı yapıyorlar, yazım hatası değildir…)
“Şimdi benimle başka bir dükkâna gelirsen, başka bir yiyecek daha bulabiliriz.” demiş.
Köpek ikinci parçayı da midesine indirdikten sonra kırlangıç, köpeğe sormuş:
“Yeterince doyabildiniz mi?”
Çoban köpeği:
“Evet, yeterince et yedim. Ancak hiç ekmek yemedim. Canım ekmek yemek istiyor.” demiş.
Kırlangıç:
“Öyleyse benimle gel. Sana ekmek de bulabilirim.” demiş. Çoban köpeği ile kırlangıç yola koyulmuşlar. Bir süre sonra bir fırının önünde durmuşlar. Çoban köpeği kapıda beklemiş. Kırlangıç, fırından içeriye girip bir parça ekmek alıp dışarı çıkmış. Kapıda bekleyen çoban köpeğine vermiş. Çoban köpeği ekmeği afiyetle yemiş. Ekmeği yedikten sonra kırlangıç:
“Yeterince yedin mi?” diye sormuş.
Çoban köpeği:
“Evet.” demiş.
Kırlangıç:
“Şimdi istersen kent dışına çıkalım. Birlikte yürüyelim.” demiş.
Beraber yola çıkmışlar. Hava da çok sıcakmış. Bir süre sonra çoban köpeği: “Ben yoruldum. Uyumak istiyorum.” demiş.
Kırlangıç:
“İstersen uyuyabilirsin. Bu arada ben de bir yerde kestiririm.” demiş.
Böylece yolun kenarında oturmuşlar. Bir süre sonra da uyumuşlar. Onlar uyurken, yoldan kuru üzüm yüklü bir at arabası görünmüş. At arabası, yolda uyumakta olan köpeğin üzerine doğru gitmiş. Olayı gören kırlangıç bağırmaya başlamış.
Araba sürücüsüne:
“Arabanı köpeğin üzerine doğru sürüyorsun! Köpeği ezeceksin. Köpeğe bir şey olursa, sonun çok kötü olur!” demiş.
Araba sürücüsü köpeği ezmemek için çok çalışmış, ancak başarılı olamamış. Köpek arabanın tekerlekleri altında can vermiş.
Bunun üzerine kırlangıç çok üzülmüş. Üzüntüsünden hüngür hüngür ağlamış. Sonunda araba sürücüsüne:
“Sen benim en yakın arkadaşımın üzerine araba sürdün. Arkadaşımın ölümüne neden oldun. Bu ölüm sana pahalıya mal olacak. Sonucuna katlanacaksın. Arabanı ve atlarını kaybedeceksin.” demiş.
Araba sürücüsü:
“Arabam ve atlarım mı? Senin bana ne zararın dokunabilir ki? Sen kimsin!” demiş ve yoluna devam etmiş.
Kırlangıç, gizlice arabanın arkasına süzülmüş. Kuru üzüm dolu torbaların birinin üzerine konmuş. Kuru üzüm çuvalını gagalayıp çuvalı delmiş. Kuru üzümlerin dışarıya dökülmesine neden olmuş. Arabacı birden arkaya dönmüş ve arabadan bir şeylerin döküldüğünü hissetmiş. Çuvallara bakmış, bir çuvalın tamamen boşaldığını görmüş.
Arabacı kendi kendine:
“Ne şanssız bir insanmışım.” diye bağırmış durmuş.
Arabacının acı seslenişini duyan kırlangıç:
“Bu şanssızlık mı? Daha sen şanssızlık yaşamadın.” demiş ve atlardan birinin başına doğru süzülmüş. Atın gözünü gagalamış ve atı görmez duruma getirmiş.
Arabacı olayı görmüş. Baltasını çıkarmış ve kırlangıcı cezalandırmak istemiş. Ancak kırlangıç erken davranmış ve uçmuş. Sürücünün baltası ata isabet etmiş, at yere yığılmış.
Araba sürücüsü yine kendi kendine:
“Ne şanssız bir insanım! Her türlü kötülük beni buluyor!” diye söylenmiş. Bunu duyan kırlangıç:
“Henüz şanssızlık nedir yaşamadın. Şanssızlığı bundan sonra göreceksin!” demiş.
Araba sürücüsü tek atıyla yoluna devam etmiş. Kırlangıç yine arabanın arkasına süzülmüş. Çuvalları gagalayıp delmiş. Kuru üzümlerin yere dökülmesini sağlamış.
Araba sürücüsü bir süre sonra, arabanın arkasına bakmış. Olanlar karşısında öfkelenmiş. “Ben ne şanssız insanım, tüm şanssızlıklar benden yana!” deyip bağırmış.
Araba sürücüsünün feryadını duyan kırlangıç:
“Hayır! Sen daha şanssızlık nedir görmedin!” demiş ve atın üzerine doğru süzülmüş. Atın başına konup gözünü gagalamış. Araba sürücüsü baltasını alıp kırlangıca fırlatmış. Ancak kırlangıç yine havalanmış. Balta ata gelmiş ve at yere yığılmış. Araba sürücüsü yine: “Ben ne şanssız bir insanım. Tüm kötülükler beni buluyor.” demiş. Araba sürücüsünün bağırışını duyan kırlangıç: “Sen daha şanssızlık görmedin. Bunlar şanssızlık mı? Şanssızlığı bundan sonra göreceksin! Şimdi senin evini de başına yıkacağım!” demiş ve uçup oradan uzaklaşmış.
Araba sürücüsü yük arabasını oracıkta bırakmak zorunda kalmış. Bağıra çağıra oradan ayrılıp evine gitmiş. Eşini görünce:
“Sevgili eşim, öyle tatsız olaylar yaşadım ki sorma. İnsanın başına bu denli kötü olaylar gelir mi? Şaştım kaldım. Yolda gelirken kuru üzüm çuvalları delindi. Çuvallardaki kuru üzümler yere döküldü. Bu yetmiyor gibi iki atım da öldü gitti!” demiş.
Eşi, kocasını dinlemiş ve “Ah! Kocacığım eve öyle dehşet verici bir kuş geldi ki sorma. Sanki dünyadaki tüm kuşlar gelmiş ve burada toplanmışlar. Tarlamızdaki güzelim mısırları yiyip bitirdiler.” demiş.
Araba sürücüsü eşinin anlattıklarını dinledikten sonra yukarı çıkmış. İçerideki binlerce kuşu görmüş. Köpeğin sadık arkadaşı da orada oturuyormuş. Araba sürücüsü yine kendi kendine:
“Ne kadar şanssız bir insanım! Her kötülük beni buluyor.” demiş.
Araba sürücüsünün isyanını duyan kırlangıç: “Bu yaptığın senin hayatına mal olacak!” demiş ve oradan uçup uzaklaşmış.
Tüm mallarını yitirmiş olan araba sürücüsü aşağıya inmiş ve bir yere oturmuş. Başından geçenleri düşünmeye başlamış. Bu arada kırlangıç tekrar süzülüp pencereye konmuş. Yine aynı şeyleri yinelemiş: “Araba sürücüsü, bu yaptıkların yanına kalmayacak!”
Araba sürücüsü, kırlangıcın söylediklerini dinlemiş. Yerinden kalkıp, odanın içinde kırlangıcı kovalamaya başlamış. Araba sürücüsü, sinirinden evin içerisindeki eşyaları kırıp geçirmiş. Sonunda pencere, camlar, masalar kırılmış. Soba devrilmiş ve ev yanmaya başlamış. Evin içindeki kuşlar, yangın nedeniyle evi terk etmişler.
Araba sürücüsünün evi kısa sürede söndürülmüş. Araba sürücüsü tüm çabalarına rağmen ve bu denli zarar ve ziyana rağmen kırlangıcı yakalayamamış.
Araba sürücüsü bir süre dinlenip soluk almış. Sonra kırlangıcı elleriyle yakalamaya çalışmış. Sonunda kırlangıcı yakalamayı başarmış.
Araba sürücüsünün eşi: “Kırlangıcı öldürelim.” demiş.
Araba sürücüsü: “Öldürmek onun için ödül olur. Onu öldürmeyeceğiz! Çok daha acımasızca bir cezaya çarptıracağız!” demiş ve kırlangıcı yutmuş.
Kırlangıç, araba sürücüsünün ağzından tekrar dışarı çıkmayı başarmış. Araba sürücüsüne:
“Yaptıklarının bedelini ağır ödeyeceksin! Bu hayatına mal olacak!” demiş.
Araba sürücüsü baltasını eşine vermiş ve “kırlangıcı öldür!” demiş.
Araba sürücüsünün eşi baltayı sallamış. Balta kırlangıca değil kocasına isabet etmiş. Araba sürücüsü ölmüş.
Kırlangıç da uzaklara doğru uçmuş, gitmiş…
Kaynak: Uykudan Önce 7 Günde Okunacak Klâsik Masallar 2 içinde s. 73-96.
Çevirmen: Cenk Öğün
Orijinal Metin Yazarı: Grim Kardeşler


